Quentin Tarantino, Eski Bir Tiyatro Tekniği Seyirciyi Nasıl Filme Çekiyor?

2 dk


En sevdiğim yönetmenin yeni filmi sinemalara girdi. Ben de bunun şerefine Tarantino’nun filmleri ve senaryoları hakkında bir video hazırladım. Konumuz özellikle son 3 filminde kullandığı bir hikaye tekniği. Dramatik ironi. Tekniği en basit şöyle açıklayabiliriz. “Seyirciye bir sır vermek”.

Yani, senaristler bazen filmin içindeki karakterlerin bilmediği bir şeyi, seyirciyle paylaşır.

Bunun en güzel örneği Titanik. Filme gitmeden önce bütün seyirciler sonunda geminin nasıl ve ne zaman batacağını biliyor. Ama ilk 2 saat boyunca filmin karakterleri bundan habersiz.

Peki, senaristin burada amacı ne? Mesela, buz dağına çarpma sahnesine bakalım. Burada, karakterler güle oynaya sağdan sola koşuşturuyorlar. Ama biz bu çarpmanın gemiyi batıracağını biliyoruz.

Bu yüzden, içimizden “çok gülen çok ağlar” demek geliyor, ama hikayeye karışamıyoruz. Yani, bilginin verdiği çaresizlik bizi geriyor.

Tıpkı Cassandra gibi. Dramatik ironi tam olarak bu. Yani, karakterin umrunda değil, ama biz onlar hakkında daha çok şey bildiğimiz için endişeleniyoruz. Şimdi aklımızda iki soru var? Nasıl kullanılır ve tarantino’yla ilgilisi ne? Hazırsanız başlayalım. Dramatik ironiyi genelde iki şekilde kullanıyor senaristler.

Birincisi titaniğin yaptığı gibi hikayeye gerilim katmak için. İkincisi ise komedi filmlerinde. 70’lerdeki Kemal Sunal filmlerinin çoğu bu tekniğe dayanıyor. Benim en sevdiğim örnek Süt kardeşler. Filmde şaban, ramazan, bayram üçlüsünden hangisinin hangisi olduğunu seyirci gayet iyi biliyor. Filmde bunu bilmeyen tek kim? Şener şen.

Onun bu konuyu bir türlü öğrenememesi de bizi güldürüyor. Genelde, bu cahillik bir yanlış anlaşılma doğurur ve seyirci de doğrusunu bildiği için güler. Ama, tekniği alt üst eden adam Alfred Hitchcock’dur. Bilmeyenler için, kendisi gerilim filmlerinin babasıdır.

Ki Bence, Hitchcock’un kullandığı bu teknikle Tarantino filmleri arasında büyük de bağlantılar var. Ve tarantino’yu anlamak için önce ufakça HitchCock’dan bahsedebiliriz. Bu abimiz şöyle bir oyun oynuyor. Filmde sırrını paylaştığımız kişiler kötü karakterler.

Onların kötü planlarını öğreniyoruz ve iyi insanlara bir şeyler yapmasını bekliyoruz. Bunu filmin hemen başından verdiğinizde de, hikayenin sonuna kadar karakterin başına ne zaman kötü bir şey gelicek diye bekliyoruz. Bu da gerginliği yaratan şey. (Suspense) röportajı Tekniğin güzel örneklerinden biri Ölüm kararı filmi. Film kısaca, kendini çok beğenmiş iki arkadaşın birisini öldürüp yakalanmamak için uğraşmasıyla ilgili. https://www.mentorless.com/2016/05/06… Sonrasında, başka bir örneği meşhur Psycho filminde görüyoruz.

Karakterimiz duş alırken, gölgelerden birisinin yaklaştığını gördük. Ama karakter bunu farketmediği için, yine kötü karakterle bir sır paylaştık ve iyi karakterin öleceğini biliyoruz, ama elimizden bir şey gelmiyor.

Yani, dramatik ironinin en önemli özelliği. Karakterin başına sürekli bir şey gelmesi beklemek. Tam gelicek derken gelmiyor, yeni sahneye geçiyoruz. Ve bu süreç, bu bekleme uzadıkça gerginlik artıyor.

Tarantino da bu tekniği son üç filminde bol bol kullandı. Ama bütün klasik anlayışın dışında bir şekilde kullandı. Tarantino’nun bu kadar sevilmesinin sebeplerinden birisi bence burada. O da sürekli insanların başına gelecek şeyi geciktiriyor ve geriyor.

Ama bu geciktirmeyi öyle mantıklı bir şekilde yapıyor ki, zaten bu yüzden çağımızın en iyi diyalog yazarı deniyor kendisine. Biraz örneklendirelim. Mesela, Soysuzlar Çetesi.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Enver Kahvecioğlu
Burada film ve tarihle ilgili video makaleler ve incelemeler bulabilirsiniz.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir