NİSA VÂVEYLASI II

2 dk


Hayat;

Aşk acısı çeken bir insanın aşktan kaçması kadar saçmadır ya da paleti eline alan ressamın fırça darbelerini yansıtamaması kadar beceriksiz. Birde seni bana yar etmeyecek kadar acımasız. Gökkuşağı siyaha boyanmıştı diğer renkler anlamını kaybederken. Çünkü en güzel rengim binlerce kilometre uzağımdaydı, uzaklaştı. Aslında intiharı idi renklerin akan damlalar.  Ağlamıştım tüm renkleri vücudumdan atana kadar.  Siyah gözyaşlarını beyaz bulutlar boyamalı. Bir hayli zor bu yazı benim için, bir hayli yorucu ve bir o kadar da huzursuz.

Zeminler ıslak, hayaller kuru. Ayağımı kaydırmaya mı çalışıyor birisi?  Hayallerimi, umutlarımı zeminden daha ıslak tutabilir miydim? Ya da belki ıslak zeminler geleceğe hazırlıyordur beni. Hala umudum var oysa ki. Şu masumluğu bilemezsiniz. Anlattım biliyor musunuz ? Anlatmam dedim ama anlattım, geçecek dediler. Bunu biliyorum bana bilmediğim şeyler söyleyin dedim tükendim. Yoruldum. Maviyi neden severim biliyor musun? Her tonuna aşığım mavinin. Mavi huzur, güven, mutluluk rengidir.  Bir şeylerden umut etmeyi bırakmamayı öğretti mesela mavi bana. Bir renkten bile çok şey öğrenebilirsiniz arkadaşlar düşünürseniz eğer. Bazı renkler vardır ki, kimine kötü bir anı hatırlatır iken kiminin de kalbinde ayrı bir iz bırakır. Mesela siyah bana korkuyu karanlığı anlatıyor iken sana aydınlığın yakın olduğunu anlatıyor olabilir. Gri her zaman kararsızlık rengidir. Deniz kenarında otururken masmavi gökyüzünde beyaz bulutlar dans ediyordu adeta. Tam hayat yüzüme gülüyor diye sevinmiştim onu tanıdığımda. Meğer halime gülüyormuş geleceği görüp 🙂 Kapının ardındaki çığlık seslerini duyamamışım nerden geliyor bu aptallık? Düşünüyorum da beynimin oyunu mu bu bana? Yalnızlık neydi? Dünyadan soyutlanmış halimiz mi? Milyonlarca insan içinde tek başıma kalışım mı? Kimse yalnız değildir; olamaz, olmaz! Kocaman bir yalan.

Büsbütün kaybettim arkadaşlar.

Velhasıl kelam diyeceğim o ki; Hayat istediklerimizi değil istediklerini yapan koca bir döngü. İnsanların hayatına bedel olan, duyguları hiçe sayan acımasız bir yalan. Bu yüzden can yakar. Suçlu ise daima kendimiz..

Düşünmüyorum artık o kadarda çok. Tabi ki aklıma geliyor, gelecekte. O öyle kolay olmayacak. Çok yıprandım ama geçti, geçiyor. O deniz her seferinde bana seni hatırlatacak adam. Bir yerlerde bir adam vardı koca bir yalandı diyeceğim günlerde gelecek.  Ama ben başardım Yıldız Tilbe’nin de dediği gibi kolay olmadı ama başardım.  Susuz rakı içerek unuttu kadın adamın sudan sebeplerden gidişini..Umarım bir gün beni ararsın, ama telefonla değil.. Kokumu, şefkatimi, sevgimi ara. ‘Ve lütfen inkar etme, sana en çok ben yakıştım’- Özdemir Asaf..

Gerçek şu ki tarifsiz yalnızlıklar içinde yaşlanıp gidiyoruz yazıyor felsefe kitaplarında..


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sevkan

Teknoloji haberleri ve gündemden yazılar yazan kurucu ve moderatör olarak Tekno Need' e yazı yazıyorum

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir