KORKU FİLMİ NASIL ÇEKİLİR?

2 dk


Günümüz korku filmlerinin ortak bir sıkıntısı var. Ama Conjuring yani türkçesiyle Korku Seansı serisi bu sıkıntıları biraz aşmış.

Peki, Annabelle 3 | Annabelle Comes Home’da sinemaya geldiğinine göre hem önceki filmlerin hem de bu filmin bir incelemesini yapalım. Evet başlıyorum. Korku filmi sektörü son 20 yıldır çok durgun.

Hem Hollywood’da görüyoruz durgunluğu bunu hem de Türkiye’de. Ama yeni çıkan bir seri piyasayı birazcık da olsa ayakta tuttu.

Conjuring, yani Türkçesiyle Korku Seansı serisi. Hazır, Annabelle’in 3’üncü filmi de çıkmışken, bu seri neyi doğru yapıyor?

Diğerlerinden nasıl ayrılıyor? onu biraz anlamaya çalışalım. Günümüzde Bütün korku filmlerinin konusu benzer. Korkunç bir ruh evi ele geçirir ve insanların hayatlarını zehir eder.

Exorcist filminden beri aynı senaryo. Filmin daha onuncu dakikasında Kim ölecek, kim ele geçirilecek herkesi tahmin edebiliyoruz.

Peki, böyle kısır bir ortamda nasıl farklılık yarabilirsiniz?

Bence cevap şu: Çekim açılarıyla ve yönetmenlik yetenekleriyle. Önce kötü örneklerle başlayalım. Neredeyse, bütün yönetmenler son yıllarda ortak bir teknik kullanıyor.

Tekniğin adı Jump Scare. yani seyircinin beklemediği bir anda hem yüksek ses hem de korkunç bir görüntü vermek. Ve onu yerinden sıçratmak. Bi düşünelim, üzerimize doğru koşan bir zombi mi daha korkunç? Yoksa bizi öldürmeye çalışan annemiz mi? Conjuring filmi en güvendiğimiz insanın ele geçirilmesi hakkında bir film.

Yani filmin konusu ailenin parçalanması. Klasik cin, şeytan filmlerinden hayli farklı bir konu. Filmde yakaladığım İki güzel kamera tekniğini de paylaşayım. Son yıllarda, Korku filmlerinde geniş açıdan çekme furyası var. Özellikle Paranormal Aktivite filminden sonra başladı. Bu teknik, seyirci sadece bir gözlemci planına koyar ve yaşananları çaresizce izliyormuşuz fikri yaratır.

İlk kez kullanıldığında çok devrimciydi. Ama şimdi her film bunu kullandığından özelliğini kaybetti.

Conjuring ise bizi filmin içine çekmek isteyen türden. Filmi geniş açıdan değil çekmiyor. Genellikle el kamerasıyla hatta bazen de kamerayı sallayarak çekiyorlar. Bu da bize evin içindeymişiz, korkudan titreyen bizmişiz imajı verdiriyor.

Son kamera tekniğiyse çok sanatsal. İyilikle kötülüğün savaşı temalı filmlerde çok fazla görmemiştim bu tekniği. İblis’in hakim olduğu yere, yani kilere doğru inerken, yönetmen ufak bir hile yapıyor ve kamerayı ters çeviriyor.

Bir daha izleyelim. Bu hareket yine, seyirci farketmese bile ona başka bir dünyaya geçtiği fikrini veren bir hareket. Ve güzel bir detay. Sonuca varalım. Ben bu seriyi beğeniyorum. Çığlık ya da testere’deki gibi kan’la korkutmaya çalışmıyor. Ya da Karakterlere sürekli “salak mısın gitme oraya” demiyoruz.

Bu gibi bir kaç detay sayesinde, seri diğer korku filmlerinden ayrılıyor. Özellikle Jump Scare’in dibine vurmadıkları için bile bence izlenilebilir. Şimdi, buraya kadar izlemiş bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Çünkü, artık sırrı verebilirim.

Annabelle 3’ün bütün bu güzelliklerle pek alakası yok. Basit bir senaryo, kötü kamera kullanımı ve bir çocuğu ele geçirmeye çalışan kim olduğu belli bir yaratık. Yani, yukarıda saydığım iyi özelliklerin çoğu bu filmde yok. Sadece Jump Scare’la korkutmaya çalışan ortalama bir film olmuş.

Gerçek bir korku filmi izlemek isteyen arkadaşlar, ya ilk 2 conjuring filmini tekrar izleyebilirler ya da senenin en iyi filmlerinden Hereditary’i de kaçırmasınlar.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sevkan

Teknoloji haberleri ve gündemden yazılar yazan kurucu ve moderatör olarak Tekno Need' e yazı yazıyorum

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir