EN ÇEKİCİ HARRY POTTER FİLMİ : Ateş Kadehi NEDEN Serinin En İyilerinden Biri ?

Harry Potter filmleri içerisinde benim en sevdiğim film Ateş Kadehi bölümü. IMDb puanlarında Ölüm yadigarları bölüm 2’den sonra bu film ikinci geliyor. Ve konusu, o kadar da olağanüstü değil, ya da 8 bölümlük bir maceranın son bölümü değil. O yüzden duygusal bir puanlama da yapılmadı burada. Ama yorumlara baktığımızda insanların dediği ortak bir şey var. Harry Potter evrenine en güzel girdiğimiz film bu oldu.

Peki neden? Hazırsanız başlayalım.

Bu filmin başarısında Senaryo elbette etkili ama seride çok daha önce çıkan senaryolar bence var.

Melez prens gibi. Ama ateş kadehi filminin onlardan daha çok konuşulmasıyla ilgiliyse benim bir fikrim var.

Daha önce sağdan çıkan video’da kahramanın yolculuğundan bahsetmiştim.

Yani, her kahramanlık hikayesinde senaristler belli adımları kullanırlar. Mentörle tanışma, en içteki mağaraya girme, geriye dönüş. Bunların hepsi bu filmde de var.

Ama filmin ekstrası kamera kullanımında yatıyor. Yani, POV kamera Türkçesiyle filmi kahramanın gözünden izleme tekniğinden bahsedicem. Tabii ki bunu kullanan ilk kişi bu yönetmen değil.

Ama bu sahnelerde kameranın aslında Harry’nin gözü olduğunu yönetmen bize çok çok güzel bir şekilde gösteriyor. Mesela Kill Bill’e bakabiliriz. Bu sahnede, açının baş karakterin gözünden olduğunu anlamamız için, diğerleri doğrudan kameraya bakıyorlar. Sonra karakteri görüyoruz.

Ki Bu bir yol. güzel de bir yol. Ya da bunu hareketli bir şekilde yapabilirsiniz. Mesela Er Ryan filminde kamera bir haber muhabiri gibi hareket ediyor, kamerayı sallıyordu.

Ama Harry Potter Ateş Kadehi, bu tekniği kullanmada bu iki filmden de farklı bir şey yapıyor. Bu da bizi seyirci gibi değil de, aslında bizzat Harry Pottermışız gibi hissettiren şey. Tekniğimiz üç aşamadan oluşuyor. Önce Harry’nin bir hareketini geniş açıdan aşıyoruz, sonra herkesin doğrudan kameraya baktığı bir kare veya Harry’nin gözünden dünyayı gördüğümüzü ima eden bir kare, 3. Olarak da tekrar harry’nin tepkisi. Formül hiç sekmiyor, defalarca bu yöntem kullanılıyor.

Ama olayın nüansı bunu nasıl birleştirdiğinizde. Mesela burada, 2. Aşamaya bakalım. Kamera önce soldaki masalara sonra sağdaki masalara dönüyor. Bir sonraki görüntüde Harry’nin kafasını hafif sağa dönük buluyoruz. Yani, dünyayı Harry’nin gözünden gördüğümüzü yönetmen bağırıyor aslında. Devam edelim sahneye.

Yine 3 aşamayı görücez. Önce kamera biraz geriye geliyor ve Harry’nin nereye baktığını bize gösteriyor. Sonra onun baktığı yeri doğrudan gösteren kamera açısı geliyor. Ve Harry’nin tepkisi. Hiç sekmez. Bunu herkese yapıyorlar derseniz, yapmadıklarını birazdan kanıtlayacağım. Ama öncesinde örneklerimizi geliştirelim.

(36.16) Mesela, Siriusla konuştuğu sahneye bakalım. Yine burada Harry önce geniş açıdan gösteriliyor. Sonra kafasını son çevirdiği noktadan “öznel görüşe geçiyoruz. Ve tam olarak baktığı yerde ne gördüğünü düşündüğümüz bir açıdan tekrar dış kameraya geçiyoruz.

Filmin içinde bu defalarca oluyor. Ama bir örnek daha verip farklı konuya geçicem. Bu sahneye bakabiliriz. Harry gazeteyi fırlattıktan sonra biraz daha ilerliyor. Yani geniş açı. Sonra ne gelecek? Harry’nin gözünden dünyayı görme aşaması. Ama Harry biraz daha sola ilerlediği için, kamera da oradan bakmak zorunda. Oradan mı bakıyor? Bingo.

Sonra da Harry’nin tepkisini görme aşaması gelecek. Ve o da bu sahne. Yani, önceki sahnede tam kameranın baktığı yere doğru bakan bir Harry görüyoruz. 3 aşama tamamlandı. Bu teknik sayesinde izleyici olarak Harry Potter’la birleşiyoruz ve “Harry Potter”ın büyülü dünyasına en güzel girdiğimiz film bu oluyor.

Yani bir kahramanın yolculuğu hikayesinde, izleyiciyi kahramana yakın hissettirmek için yapılabilecek en en güzel yollardan birisi. Ve çok çok az kullanılıyor.