BİN Yüzlü Kahraman: GORA, Dövüş Kulübü, Matrix NEDEN Birbirinin Aynısı?

2 dk


Thor, Gladyatör, Ben-Hur, Yüzüklerin Efendisi, Matrix, Hobbit, Dövüş Kulübü, Arif ve 216, Gora. Bütün bu filmler aslında aynı kahramanlık hikayesinden besleniyor.

Videoda geçmeyen daha pek çok kahramanlık hikayesi de bu kategoriye giriyor. Peki hepsinin ortak özelliği ne?

Nedir bu Hero’s Journey. Bugün bütün kahramanlık hikayelerinde ortak olan bir senaryo yapısına bakacağız.

Başlıkta yazan bütün filmleri veya aklınıza gelen diğer tüm kahramanlık filmlerini de düşünebilirsiniz.

Harry Potter veya yüzüklerin Efendisi gibi.

Metodumuzun adı “kahramanın yolculuğu”. 1949’da Joseph Campell isimli bir abimiz bunu maddelere dökmüş.

Kısaca hikaye şu. Campell antik zamandan, yani ta sümerlilerden bugüne karşısına çıkan kahramanlık hikayelerinin hepsini okumuş. Ve ortak bir formül keşfetmiş. Bütün hepsi, 12 maddelik bir senaryo yapısını izliyor.

Bir çember Zaten kitabının adı 1000 yüzlü kahramanda doğrudan bu yapıya referans vermek için. bütün kahramanlarımız aslında aynı antik kahramanın değişik yüzleri.

Ben bu videoda benim en sevdiğim filmlerden 4’ünü bir de Thor’u inceleyicem. Thor bu kahraman yolculuğunu çok tersten yapma kontejyanından girdi bu videoya.

Her film hakkında spoiler var. Hazırsanız başlayalım. Hikayemiz her şeyin normal olduğu dönemden başlayıp, yine her şeyin normal olduğu döneme kadar ilerleyen bir çember.

Bu yüzden bütün bu hikayelerde ilk adım hep aynı. Statüsko: İlk bölümde karakterimizi yıllardır yaşadığı düzenin içinde görürüz.

Karakterin ne işle uğraştığını, nasıl biri olduğunu, nelerden hoşlandığı her şeyi bize kısaca verir bu bölüm. Mesela, Matrix için bu sahne yazılım şirketinde çalışmak, Arif için ufak esnaf çakallıkları yapmaktır. Ya da Django için köle olmak.

Ama her zaman hikaye sıkıcıdan eğlenceliye, ilgince doğru gitmez.

Thor örneği burada çok güzel oturuyor. Karakteri ilk başta kral olmak için beklerken görüyoruz. Yani, diğerleri(Arif veya Fight Club’dan anlatıcı) normal bir hayattan krallığa giderken, burada tersten bir hikaye var.

Kısaca, bu bölümde herkes için her şey yerli yerinde. Yıllardır yaşadıkları düzen yani.

(IKEA KATALOĞU) Ama bütün bu düzen, sakinlik bir şeyle bozulmaya başlar.

Yani ikinci bölüm, maceraya çağrı. Bu çağrı illaki Gandalf’ın gelmesi gibi olmak zorunda değil. Mesala Django için kölelikten çıkıp, ilk kez ata binmek. Ya da Fight Club’da, anlatıcımızın evinin patlaması da buraya giriyor.

Ama en sevdiğim ise Gora’da Arif’in uzaya götürülmesidir. Yani, bu maceraya çağrı bazen davetsiz misafir de olabiliyor.

Yapının en güzel örneğini Neo abimiz yapıyor. Beyaz Tavşan’ı takip et. Gerçek bir çağrı.

Tavşanımızı takip edince üçüncü aşamaya geçiyoruz. Yani, Macerayı reddetme. Tabi ki kısa bir süreliğine. Arif için bu macerayı reddetme sahnesi, “tufan sen misin oğlum” sahnesidir mesela.

Yani, uzaya çıktığına inanmak istemez. Ya da Neo için, bu yeni ortama girmek istemeyip, aradaban inmeye çalıştığı sahnedir.

Thor için nedir bu sahne? Babası onun kral olmasını beklerken, onun gidip hala çocuk çocuk buz devlerini öldürdüğü sahnedir. Yani, hikayenin, senaryonun ondan beklediği şeye karakterler ilk başta itiraz eder Pek, bu itirazın üstesinden nasıl gelirler?

Tabii ki onları ikna edecek bir mentörle. Yani, dördüncü bölüm, danışman öğretmenle tanışmak. Django için bu danışman tabii ki Doctor Schultz’dur.

Matrix’de Morpheus’dur.

Ama Gora burada bize güzel bir oyun oynuyor. Ve bu yapıyla birazcık dalga geçiyor.

Bize danışman olarak gelen kişi kim. Garavel usta. İlk başta Arif garavel ustayı takmıyor. Ve gerçek ustamızı görüyoruz.

Bob Marley. Bob Marley Faruk uzayda nasıl yaşanacağına dair tavsiyeler veriyor.

Onu yetiştiriyor.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Enver Kahvecioğlu
Burada film ve tarihle ilgili video makaleler ve incelemeler bulabilirsiniz.

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir